Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir.

“Avrupa Birliğine Giriş Sürecinde Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Raporu” Kapanışta Açıklandı

“Avrupa Birliğine Giriş Sürecinde Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Raporu” Kapanışta Açıklandı

Yayınlama Özgürlüğü Yolunda Projesi’nin Kapanış Konferansı 7 Temmuz 2015 Salı günü CVK Park Bosphorus Hotel’de düzenlendi. Konferansın açılışında, Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı ve proje koordinatörü Metin Celâl, proje ortağı İsveç Yayıncılar Birliği yönetim kurulu üyesi Ola Wallin açılış konuşmaları yaptı. Ardından, proje sonunda hazırlanan “Avrupa Birliğine Giriş Sürecinde Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Raporu”nun yazarı, basın özgürlüğü konusunda uzman avukat Tora Pekin raporun içeriğinin de açıkça gösterdiği, Türkiye’deki ifade özgürlüğünü baskılayan ortama dair son aylarda yaşanan örneklere değinen bir konuşma yaptı. Konferansın sonraki bölümünde, proje raporuyla ilgili olarak yazar Yekta Kopan, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç ve Avukat Haluk İnanıcı değerlendirme konuşmaları yaptı.

Açılış konuşmasında Metin Celâl proje sürecindeki deneyimin “farkındalık yaratma”nın önemini daha iyi kavrattığını, konuyla ilgili olması beklenen kişilerin çoğunun duyarsız olduğunu gördüklerini, Avrupa Birliği’nin aslında çok da “ilgili” olmadığını fark ettiklerini anlattı. Ola Wallin dünyanın her yerinde sansüre karşı mücadele ettiklerini, özellikle Belarus, Kamboçya, Çin, Suudi Arabistan ve Türkiye’deki sorunların büyük olduğunu dile getirdi. Wallin, Türkiye’de hâkim durumda olanların en ufak bir eleştirisiyle gazeteci ve yazarların başına bir şey gelebileceği tespitini yaptı.

Tora Pekin ise ifade özgürlüğü konusunda AB’ye uyum sürecinde yapılan yasal düzenlemelerin “görünüşte” kaldığını, siyasilerin işlerine geldiği noktada ifade özgürlüğüne inandığını kaydetti. Açılan dava ve soruşturmalarla gazeteciler ile yayıncılar üzerinde baskı kurulduğunu söyleyen Pekin, ceza almayacak olsalar dahi gazetecilerin çalışmasının bu yolla engellendiğine dikkat çekti.

Avukat Haluk İnanıcı, raporda

Türkiye’de yasaların fikir özgürlüğünün önünde büyük engel teşkil ettiğini söyledi. Raporda da geçen, ifade özgürlüğü ile yayınlama özgürlüğünün birlikte ele alınmasının önemine ve mevcut baskıcı mevzuata dikkat çeken İnanıcı, yine raporda bahsedilen 2014 yılında kurulan Sulh Ceza Hâkimliği  kurumunun yayınlama özgürlüğü açısından çok büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi. Tekzip ve tekzibe itirazlara, gazeteci tutuklamalarına, atanmalarında az sayıdaki hâkimin karar verdiğini ve itiraz durumunda aynı hakimlerin birbirlerinin kararlarını incelediklerini anlatan İnanıcı, bu hâkimlerin atanma prosedüründe iktidarın büyük etkisi olduğunu da hatırlatarak bu konunun rapordakinden daha geniş bir şekilde işlenmeye muhtaç olduğunu vurguladı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Aslı Tunç ise daha önce entelektüel elit üzerinde kurulan baskının artık tüm toplum kesimlerine nüfuz ettiğini belirtti. Tunç, Türkiye’deki “caydırıcı etki”nin yabancı gazetecilere kadar uzandığını örneklerle aktararak, akademik ve bilimsel yayın ve araştırma özgürlüğünü baltalayan sorunlara vurgu yaparak, raporda akademik özgürlükle ilgili daha geniş inceleme olmasının iyi olacağı eleştirisinde bulundu.

Yazar Yekta Kopan, konuşmasında Almanya’da 1933’te gerçekleşen kitap katliamını hatırlatarak, Goebbels’in 1933 tarihli konuşmasından alıntılar yaptı ve baskının yalnızca siyasilerden değil güce tapan “hassas vatandaşlar” tarafından da yapıldığını hatırlattı. Kopan kitap yakanların unutulduğunu ancak o kitapları yazanların unutulmayacağını dile getirdi.

Raporun tam metni için tıklayınız.

Bu site içeriğiden sadece Türkiye Yayıncılar Birliği sorumludur ve yayın hiçbir surette Avrupa Birliği ve
Türkiye Cumhuriyeti'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.