Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir.

İzmir Kitap Fuarı Paneli – 19.04.2015

İZMİR KİTAP FUARI’NDA YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ KONUŞULDU Türkiye’de ifade özgürlüğünü geliştirmeye katkıda bulunmak amacıyla Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından İsveç Yayıncılar Birliği ortaklığında AB Sivil Toplum Diyaloğu başlığı altında başlatılan Yayınlama Özgürlüğü Yolunda Projesi kapsamında İzmir Kitap Fuarı’nda bir panel gerçekleştirildi. İlginin yoğun olduğu panelde konuşmacılar yayınlama özgürlüğü yolundaki engelleri ve çözüm yollarını konuştular. Moderatörlüğünü gazeteci-editör Faruk Şüyün’ün yaptığı panelin konuşmacıları Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, yazar Mine Söğüt ve yazar Hakan Günday’dı. Panelin açılış konuşmasını yapan Faruk Şüyün projeye değinerek “Yayınlama özgürlüğü önündeki engellere karşı projenin amacı uzun vadeli mücadele alanını yaratmak.  Bunun için uzun soluklu bir çaba gerekiyor. Bu paneller Türkiye’nin dört bir yanındaki kentlerde gerçekleşiyor” dedi. “YASAKLARI FITRAMIZDA VAR SANIYORUZ” Yayınlama özgürlüğünün önündeki devlet kaynaklı engellere değinen yazar Mine Söğüt, “Sadece benim neslim değil benden sonraki nesil de yayınlama özgürlüğü önündeki engelleri konuşacak gibi gözüküyor. Bunu tartışarak geçirecekler hayatlarını çünkü yaşadığımız coğrafya, hâkimiyetlerini özgürlükleri kısıtlama üzerine kuran iktidarların elinde. Sınırı olduğu düşünüldükçe ve bir sınır çizildikçe bu hep tartışılacak. Sistemi tamamen sorgulamadığımız sürece, sistemin üzerinde kendimizi tarif ettiğimiz sürece, bu ister yayıncılık ister özel hayat olsun, sürekli duvarlara toslayacağız. İktidarların insafına kalan bir özgürlük anlayışımız olacak ya da insafsızlığı üzerinden bugünlerde olduğu gibi büyük kayıplarımız olacak. Sistem sorununu çözemediğimiz sürece bu şekilde devam edecektir. İnsanlık tarihinin ilk başından beri baktığımızda devletin devlet için var olduğunu görüyoruz. Sanırım bu yüzden özgürlük üzerine hiç bir şey tartışamıyoruz. Hele ki bizim gibi Ortadoğu ülkesinde yaşıyorsak, devletin yaratmış olduğu yasak kavramını fıtratımız zannediyoruz,” dedi. 12 Eylül 1980 darbesinin aydınlar üzerinde yarattığı tahrifata da değinen Söğüt şunları söyledi: “12 Eylül’den sonra aydınlarımız kendileriyle bir hesaplaşmaya girdiler ve bu hesaplaşmadan yenilerek çıktılar. Bir...

Diyarbakır Bölge Toplantısı – 07.04.2015

YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ DİYARBAKIR TOPLANTISI YAPILDI Türkiye Yayıncılar Birliği’nin yürüttüğü “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda Projesi” kapsamında Diyarbakır’da bölge toplantısı düzenlendi.  Toplantıya aralarında Aram Yayınevi, Kurdi-Der, Nibuhar’ın olduğu çok sayıda yayınevi, gazeteci ve yazar da katıldı. Toplantının açılış konuşmasını Yayınlama Özgürlüğü Projesi koordinatörü Metin Celal Zeynioğlu yaptı. Toplantıda Şair Ahmet Telli,  yayıncı Tuğrul Paşaoğlu ve Avukat Tora Pekin yayın özgürlüğü konusunda yaşanan sorunları aktaran birer konuşma yaptılar. Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal, Yayınlama Özgürlüğü Projesi’ni, yaşanan gelişmeleri bizzat yaşayanların ağzından duymak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirtti.  Zeynioğlu, Türkiye’de yıllarca basılan kitapların toplandığını ve devamında yayıncılara dava açıldığını hatırlatarak “Ama son üç dört yıldır değişen bir durum var. Türkiye genelinde duyulmayan yasaklama, engelleme ve sansürler var. O anlamda da bu bölge toplantılarını yapmayı amaçladık” dedi. Diyarbakır’ın yayıncılığın merkezlerinden olduğunu anlatan Zeynioğlu, burada yaşanan sorunların pek gündeme gelmediğine dikkat çekti. DİYARBAKIR; KENDİ DİLİNİ YAZMASI YASAKLANAN ŞEHİR Cumhuriyet Gazetesi’nin avukatlığını yapan avukat Tora Pekin konuşmasında Diyarbakır’ı kendi ana dilini konuşması, yazması yasaklanan bir şehir olarak nitelendirdi.  “Diyarbakır hala çocukların anadilde eğitim görmesi engellenen bir şehir” diyen Pekin, bu yasaklara karşı Diyarbakır’ın büyük mücadele verdiğini söyledi. İfade özgürlüğünün Türkiye’de sorunların başında geldiğini anlatan Pekin, Cumhuriyet Gazetesi’nin Charlie Hebdo saldırısı sonrası, dayanışma amacıyla karikatürleri yayınladığını hatırlattı. Karikatürlerin yayınlanmasından sonra fırtınaların koptuğunu anlatan Pekin, “İki hafta boyunca gazete kuşatıldı. Başbakan, Cumhurbaşkanı çok ağır açıklamalar yaptı. Savcılık soruşturma açtı. ” dedi.  SANSÜR GÜNLÜK HAYATIMIZIN PARÇASI HALİNE GELDİ Penguen dergisi dahil bir çok yayın organına dava açılarak hüküm verildiğini anlatan Pekin, en son Youtube, Twitter ve Facebook’a erişimin engellenmesi ile sosyal medyanın tümüyle sıfırlandığını hatırlattı. Başbakan’ın, katledilen savcının cenaze törenine gazetecilerin alınmasını engelleyerek yeni bir sansür yöntemini...

Adana Bölge Toplantısı – 26.03.2015

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ OLMUYOR Türkiye’de ifade özgürlüğünü geliştirmeye katkıda bulunma amacı ile Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından İsveç Yayıncılar Birliği ortaklığında AB Sivil toplum Diyaloğu başlığı altında başlatılan Yayınlama Özgürlüğü Yolunda Projesi’nin Adana Bölge toplantısı Seyhan Oteli Çukurova Salonu’nda gerçekleşti. Toplantıya konuşmacı olarak yazar Behçet Çelik, şair Adnan Özer ve hukukçu Tora Pekin katıldı. Adanalı yazar, yayıncı ve akademisyenlerin katıldığı toplantıda yayınlama özgürlüğünün önemli unsurlarından ifade özgürlüğü ve yayınların dolaşıma sokulması, dağıtım, meseleleri konuşuldu. Toplantının moderatörlüğünü yapan proje koordinatörü Metin Celâl, yayınlama özgürlüğünün ifade özgürlüğüne bağlı temel haklardan biri olduğunu belirterek, yerel toplantılarla amaçlarını, yerellere kadar inen sansür ve otosansür ile ilgili 2015 itibarıyla neler yaşandığını toparlamak ve katılımcıların görüşünü almak olarak özetledi. RESMİ GÖRÜŞ HAKİM Toplantının birinci bölümünde konuşan yazar Behçet Çelik, Adana’da böyle bir toplantıda olmanın kendisine 12 Eylül’ün 5-6 yıl sonrasına denk gelen lise yıllarında Yeni Adana gazetesinde yayınlanan düşünce özgürlüğü üzerine yazdığı yazıyı hatırlattığını belirterek, “35 yıl sonra hala ifade özgürlüğünü konuşmak durumundayız,” dedi. Bir dönem çok tartışılan TCK 301’inci madde Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlanınca artık kimsenin kolay kolay bu maddeden yargılanmayacağını düşündüğünü ifade eden Çelik, geçtiğimiz günlerde avukat Eren Keskin’in bu maddeden mahkum olduğunu hatırlatarak, “Yasal mevzuatta her zaman için hoşa gitmeyen düşünceleri engellemeye yönelik bir madde bulmak mümkün. Sürekli iyileştirmeler yapılıyor da olsa başka bir maddenin uygulaması ile düşünce özgürlüğü kısıtlanabiliyor,” şeklinde konuştu. Ülkemizde resmi görüşün insanları ilkokul sıralarında itibaren bir düşünce biçimine kanalize ettiğini söyleyen Çelik, devlet büyüklerinden farklı düşünüldüğünde ihanet yaftası yiyebildiklerinin altını çizerek, “Bu durum yargı bürokratlarında yargı bağımsızlığı olmadığı için baskı yaratıyor. Uluslararası, evrensel değerler çerçevesinde değil devletin resmi görüşü çerçevesinde karar vermek zorunda hissediliyor,” dedi. YAYININ DOLAŞIMI...

Ankara Bölge Toplantısı – 19.03.2015

YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ YOLUNDA ANKARA BÖLGE TOPLANTISI YAPILDI Yayınlama Özgürlüğü Yolunda Projesi Ankara Bölge Toplantısı dün Eyüboğlu Hotel’de gerçekleştirildi. Çeşitli meslek örgütü temsilcileri, yazarlar ve akademisyenlerin katıldığı toplantıda Türkiye’de yayınlama özgürlüğü önündeki engellerin biçim değiştirerek devam ettiği vurgulandı. Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından İsveç Yayıncılar Birliği ortaklığıyla gerçekleştirilen Yayınlama Özgürlüğü Yolunda adlı proje kapsamında Ankara’da gerçekleştirilen toplantıya yazar Haluk Gerger, yayıncı Hayri Erdoğan ve hukukçu Tora Pekin konuşmacı olarak katıldı. Toplantının açılışında konuşan Proje Koordinatörü Metin Celâl Zeynioğlu, yayınlama özgürlüğünün “düşünce ve ifade özgürlüğü” başlığı altında yer alan temel hak ve özgürlüklerden biri olduğunu vurguladı. Proje kapsamında hem Bakanlıklar hem de Avrupa Birliği nezdinde ziyaretlerde bulunduklarını, 9 ilde kapalı bölge toplantıları gerçekleştirilerek yayıncıların görüş ve önerilerini bir rapor haline getirileceğini belirtti. “TABLO RAPORLARA YANSIYANDAN VAHİM” Yayıncı Hayri Erdoğan, her ne kadar kitapların toplatıldığı, yayınevlerinin basıldığı, yayıncıların cezaevlerine girdiği günler geride kalmış gibi gözükse de bunun nicel bir değişiklik olduğunu ve yayınlama özgürlüğü önündeki engellerin biçim değiştirerek sürdüğünü söyledi. Yeni bir yasaklar dönemine girildiğini ifade eden Erdoğan, “Televizyonlar aynı yayını yapıyor, gazeteler aynı manşetle çıkıyorsa, o zamana burada düşüncenin üretim ortamı yoktur. Düşünceyi üretme ortamı çoraksa yayınlama özgürlüğünün de bir anlamı yoktur. Meseleye böyle bakarsak, raporlara yansıyandan çok daha vahim bir durumla karşı karşıya kalacağımızı söyleyebiliriz. Aksi buzdağının tepesini görmek olur ve gerçeği kaçırırız,” diye konuştu. “TARTIŞMA DEĞİL, BİATA DAYALI BİR REJİM” Yazar Haluk Gerger de, yayınlama özgürlüğünün en temel insan haklarından biri olduğunu dile getirdi. İnsan haklarının bireyi ve toplumu devlete ve egemen çıkar odaklarına karşı korumanın temel aracı olduğunu ifade eden Gerger, Türkiye’de 12 Eylül’den sonra hak ve özgürlükler konusundaki sorunların Kürt sorunu ve savaş ile organik bir bağı olduğunu...

Bursa Kitap Fuarı Paneli – 15.03.15

BURSA KİTAP FUARI’NDA YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ PANELİ Türkiye Yayıncılar Birliği’nin yürüttüğü Yayınlama Özgürlüğü Yolunda projesi kapsamında Bursa Kitap Fuarı’nda 15 Mart 2015’te gerçekleşen panele gazeteci Ahmet Şık, yazar Buket Uzuner, yazar ve yayıncı Fatih Erdoğan katıldı. Yayıncı Turhan Günay’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Türkiye’de yayıncılar, yazarlar ve medyanın karşılaştığı yayınlama özgürlüğü sorunları tartışıldı. YÜZ ELLİ YILDIR SANSÜR SÜRÜYOR Bursa Kitap Fuarı Çekirge Salonu’nda gerçekleşen panelde ilk konuşmayı yapan yazar Buket Uzuner, Türkiye’de yazarlar üzerinde baskının Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne kadar sürdüğünü belirtti. Yazar Namık Kemal’in yüz elli yıl önce, yazarların ancak iki yüz yıl sonra özgür olabileceğini söylediğini aktaran Buket Uzuner, “Demek ki bir elli yılımız var” diye konuştu. Yazarlık yaşamında karşılaştığı sansür girişimlerinden örnek veren Buket Uzuner, bir dergiye yazdığı yazıda geçen “içkilerini yudumlayarak” cümlesinin “meyve sularını yudumlayarak” şeklinde değiştirildiğini söyledi. Bu sansür girişimine karşı “1 liralık” bir dava açtığını aktaran Uzuner, davayı kazandığını ve yazısını sansürsüz olarak tekrar yayınlatmayı başardığını söyledi. Uzuner son yıllarda yazarların ve yayıncıların karşılaştığı sansür girişimlerinin önceki yıllara göre arttığını belirtti. MEDYA ÇALIŞANLARI ÖRGÜTLENMELİ Gazeteci Ahmet Şık konuşmasında medyada yaşanan sansüre ilişkin çeşitli örnekler verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk yayınlanan gazete olan Takvim-i Vekayi gazetesinin yayınlanmasına “Devletin âli çıkarlarına zarar vermediği sürece yayınlanabilir” şeklinde bir madde ile izin verildiğini söyleyen Ahmet Şık, “Aradan geçen iki yüzyılda ekonomi değişmiş, teknoloji değişmiş ancak devletin âli çıkarları değişmedi. Sansür ve oto sansür hiç değişmedi,” dedi. “Sansür birkaç yerden gelebilir. Bunlar güç odaklarıdır, ekonomik çevrelerdir. Ama ben burada medya çalışanlarının sansür ve oto sansür konusunda kendilerine bakması gerektiğini düşünüyorum,”  diye konuşan Şık, çözümün medya çalışanlarının örgütlü olmasından geçtiğini belirtti. ÇOCUK EDEBİYATI SANSÜR KONUSUNDA DAHA KORUNAKLI Yayıncı ve çocuk kitapları yazarı Fatih...

Bursa Bölge Toplantısı – 28.02.15

YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ BURSA TOPLANTISI DÜZENLENDİ Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından yürütülen Yayınlama Özgürlüğü Yolunda projesi bölge toplantıları ile sürüyor. 28 Şubat 2015 Cumartesi günü Bursa’da, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde bir araya gelen yayıncı, gazeteci ve hukukçular yayınlama özgürlüğü konusunda karşılaştıkları sorunları tartıştılar. Toplantıya katılan Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Sırma Köksal, Radikal Gazetesi Yan Yayınlar Yönetmeni Cem Erciyes ve hukukçu Filiz Kerestecioğlu,  yayıncıların, gazetecilerin karşılaştıkları sorunları aktardılar. Bursa Nilüfer Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda ilk konuşmayı yapan Cem Erciyes, basında sansür ve oto-sansür konusuna değindi. Cem Erciyes bazı haberlerde gazeteci ve editörlerin daha dikkatli olmasının bir oto-sansür olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, “Örneğin Aleviler üzerine bir haber yapıyorsanız, onları rencide edecek bazı şeylere dikkat etmeniz doğaldır. Bunun tersi olması durumunda Alevi okuyucuyu kaybetmeyeyim diye bir haberi hiç koymazsanız bu da bir sansürdür” diye konuştu. HÜKÜMET KENDİ MEDYASINI OLUŞTURDU Ancak basında bugün yaşanan gelişmelerin bir sansür ve oto-sansür ortamını yarattığını belirten Cem Erciyes, medyadaki atmosferi şu sözlerle aktardı: “Ak Parti döneminde medya önemli bir dönüşüm geçirdi. Yandaş medya denilen bir grup gazeteler, televizyonlar var. Ancak, iktidar kendilerine yakın olmayan medya kanalları üzerinde de bir etki kuruyor. O etki şöyle oluyordu: Bir haber yayınlayacağımız zaman,  haber ne olursa olsun iktidarın nasıl karşılayacağını düşünüyorduk. Ona göre tartışıyorduk. Ben birçok haberin başlığının tartışıldığını, fazla kışkırtıcı olmayacak bir çözüm bulunmaya çalışıldığını biliyorum. Hatta bazı yazarların yazıları içinde bazı kışkırtıcı olabilecek kelimelerin ayıklandığını biliyorum. İşin kötüsü yazarlar da bu durumu kabullenmişti”. HÜKÜMET “PARALEL MEDYA”YI HEDEF ALDI Son birkaç yıldır ortaya çıkan bazı gelişmelerin medya ve Radikal Gazetesi üzerindeki müdahaleleri etkilediğini savunan Erciyes, bu gelişmeleri şu sözlerle aktardı: “Bunun iki önemli nedeni var. Radikal artık internet...

Bu site içeriğiden sadece Türkiye Yayıncılar Birliği sorumludur ve yayın hiçbir surette Avrupa Birliği ve
Türkiye Cumhuriyeti'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.